A+ A A-

 

Milas İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Yaşam Paylaşım Anaokulları organizasyonuyla, Milas’ta görev yapan okul müdürleri ve öğretmenlere yönelik Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Oktay Aydın tarafından “Zor Velilerle İlişkileri Yönetme” konulu seminer gerçekleştirildi.

021118velizor_694e5.jpg
Haber: Demet Leyne Turhan
Milas İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Yaşam Paylaşım Anaokulları organizasyonuyla, Milas’ta görev yapan okul müdürleri ve öğretmenlere yönelik Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Oktay Aydın tarafından “Zor Velilerle İlişkileri Yönetme” konulu seminer düzenlendi.
Milas Belediye Toplantı Salonu’nda geçtiğimiz perşembe günü saat 15.00’te düzenlenen konferansa; Milas İlçe Milli Eğitim Müdürü İsa Bal, Milas İlçe Milli Eğitim Şube Müdürleri Akın Coşkun, okul müdürleri ve öğretmenler katıldı.
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Oktay Aydın tarafından, konferansa gelen okul idarecileri ve öğretmenlere “Zor Velilerle İlişkileri Yönetme” konulu konferans verildi.
Konferansta Dr. Aydın; zor velilerin verdiği tepkilerle, başa çıkma tüyolarını seminere gelen öğretmen ve okul müdürleriyle paylaştı.
Kendi yaşadığı olaylardan yola çıkarak, seminerde örnekler veren Dr. Aydın: “Uzmanlara göre öğrenci başarısını arttırmada aile-okul işbirliği çok önemli. Ancak, fazla hassasiyet gösteren ‘zor veli’lerle bu ilişkiyi sağlıklı bir şekilde yürütmek hem eğitimci, hem de yöneticiler için zor.
Okul-aile işbirliklerinde uyumun yanı sıra sorunlar da yaşanabiliyor. Bazen okul yöneticileri, bazen de anne babalar bu ilişkiden şikayet eder. Çoğunlukla sorun bazı velilerin, çocuklarıyla ilgili hassasiyetleri ‘aşırı’ boyuta ulaşmasıdır.” dedi.
Dr. Aydın, zor velilerle başa çıkma yöntemlerini şöyle sıraladı: “Zor velilerle başa çıkma yolları şunlar; Velilerle ilişkilerin başlangıcını genellikle veli toplantıları oluşturur. Eğitimciler, bu toplantılara iyi hazırlanmalı ve veliye doyurucu bilgi aktarmalı, yapılacak çalışmalarla ilgili somut örnekler vermeliler. Ayrıca, okul-veli ilişkilerinin nasıl olması gerektiği ile ilgili çerçeve de bu toplantıda çizilerek beklentilerin açıkça dile getirilmesi gerekiyor. Veli ile iletişim süreci başladığı andan itibaren açık, dürüst ve samimi bir iletişim dili kullanılması şart. Unutulmamalı ki, velinin ortaya koyduğu davranışlar keyfi değil. Bir şekilde kendisini olumsuz etkileyen bir durumla karşı karşıyadır ve yardıma ihtiyacı vardır. Yönetici ve eğitimciye düşen de, bu ihtiyacı doğru anlamak.
Velilerle ilişkilerde, mesafeli bir samimiyet olmalı. Bir başka ifadeyle, önce samimiyet sonra mesafe değil, önce mesafe sonra samimiyet ilkesiyle hareket edilmeli. Veli ile yapılacak görüşmelerde beden dilinin ne pasif ve ürkek, ne de abartılı ve tehdit edici mesajlar göndermemesi gerekiyor. Kendine güvenen ama baskın olmaya çalışmayan, pozitif jest-mimiklere sahip bir beden dili en ideali.”
“SÖZ HAKKI VERİLMELİ AMA HER SÖYLEDİĞİ ONAYLANMAMALI”
Açıklamasına devam eden Dr. Aydın, velilerin her dediğinin onaylanmaması gerektiğine vurgu yaparak: “Velilerle yapılacak paylaşımlarda, sorun odaklı bir yaklaşım tercih edilmemeli. Çocukla ilgili sadece sorun çıktığında değil, olumlu şeyler gözlemlendiğinde de paylaşımlar yapılması lazım.
Velinin içinde bulunduğu durumu ifade etmesine izin verilmeli ve söz keserek ya da karşı görüşler söyleyerek, engel olunmamalı. Velinin söylediklerine bağlı olarak, sorunun gerçekçilik düzeyinin belirlenmesi gerekiyor. Eğer veli, gerçekten haklı bir sorun dile getiriyorsa, bu konuda onun duygularını paylaşmak ve hak vermek en doğrusu olur. Daha sonraki aşamalarda da sorunun çözümü için okul olarak sorumluluk alınmalı ve çözüme yönelik gereken de yapılmalı. Ancak, velinin sorun olarak algıladığı durumda abartılı ya da gerçekçi olmayan yanlar varsa, iletişim sürecinde bu ayrım ortaya konulmalı. Velinin soruna ilişkin aktarımları dinlenirken, özellikle “ne hissettiği” doğru anlaşılmalı. Kızgınlık, kaygı, korku, üzüntü gibi duygulardan hangisinin ana duygu olduğu saptanırsa, gerçek sorunun ne olduğu ve bu soruna nasıl yaklaşılması gerektiğini saptamak da daha kolay olur. Velinin duygusu saptandıktan sonra, “... sizi kaygılandırdığının farkındayım”, “... olması sizi rahatsız etti” gibi yansıtmalar yapılması, velinin anlaşıldığını hissetmesini oldukça kolaylaştırır.
Velinin kendini ifade etmesine izin vermekle birlikte, her söylediğini onaylamamak gerekiyor. Elbette, veli anlaşıldığını ve kimi görüşlerinin onaylandığını görmek ve bilmek ister. Ancak, buradaki kritik nokta, velinin her söylediğini onaylamanın yaratacağı risktir. Elbette ki, velinin söylediklerinde akla uygun ve gerçekçi noktalar gerçekten de onaylanmalı. Ancak, velinin tepkilerini kontrol altına almak düşüncesiyle her söylediği onaylanırsa, inandırıcılık kalmaz ve ilişkinin çizgisi korunamaz. Bu nedenle, eğer söylenenlerde gerçekçi olmayan noktalarla ilgili farklı bir bilgi ve düşünce varsa bunun da veliyle açıkça paylaşılması gerekir. İletişim sürecinde, zaman zaman esprinin gücünden yararlanmak gerekiyor. Yeri ve zamanlaması iyi ayarlanmış espriler, iletişimin atmosferini olumlu yönde değiştirir. Görüşmenin son bölümlerinde, karşılıklı neler yapılacağı ile ilgili sorumluluk paylaşımı yapılmalı. Böylece, sürecin bundan sonraki bölümlerinin nasıl yönetileceği ile ilgili ortak bir anlayış geliştirilmiş olur.” dedi.
Zor velinin sıklıkla söylediği sözleri paylaşan Dr. Aydın, “Çocuğum yemeğini yedi mi? Kaç kaşık yedi? Benim çocuğuma hak ettiği not verilmedi. Daha çok küçük ve siz hiç ona ihtiyacı olan ilgi ve sevgiyi göstermiyorsunuz. Benim çocuğum solak ve siz solak çocukların eğitimi için hiçbir şey yapmıyorsunuz. Bir çocuğa hiç bu kadar ödev verilir mi? (Kimi veli de yeterince ödev verilmemesinden şikâyet eder.) Benim çocuğum üstün yetenekli ve bu okulda üstün yetenekli çocuklara hiç değer verilmiyor. Hocam, siz benim çocuğuma sesinizi yükseltemezsiniz.” ifadelerini kullandı.
ZOR VELİ DAVRANIŞLARININ ÖZELLİKLERİ
Dr. Aydın, son olarak zor velilerin davranışlarının özelliklerini şu şekilde belirtti: “Okul-aile ilişkilerinde çözüm değil, sorun odaklıdırlar. Okula gösterdikleri tepkiler, kendilerine göre bir mantığa dayansa da aslında daha çok duygusaldır. Çoğu zaman kendi sorunlarına öylesine odaklanırlar ki, okulda başka insanların da olduğunu göz ardı ederler. Çocukları ile ilgili konularda aşırıya kaçan hassasiyet gösterirler ve doğal kabul edilebilecek her detayı risk olarak görürler. Yaşadıklarını söyledikleri sorunun kaynağı olarak kendilerini değil, okulu görürler ve çoğu zaman çözümünde sorumluluk almak istemezler. Okulun kendilerine sunduğu çözümleri kabul etmeyip, tek ve en doğru çözümün kendi söyledikleri olduğunu düşünürler.”
Dr. Aydın, seminerle zorlu velilerle baş etme yöntemleriyle ilgili öğretmen ve okul müdürlerini bilgilendirdikten sonra konferansın sonunda merak edilenlere yanıt verdi.
Yaklaşık 2 saat boyunca süren konferans, görüş alışverişlerinin ardından sona erdi.

 

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin