Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

özgür1.jpgHaftaya salı günü 3 Aralık Dünya Engelliler günü...
Bana hangi niyetle sorduklarını sorgulamadım, zaman zaman “Engelliler ile ilgili etkinliklerde neden bulunmadığım, neden görülmediğim” sorulur. Hangi nedenle sorulmuş olursa olsun, haklı bir soru.
Ben herhangi bir engelli derneği üyesi de değilim. Buna karşılık Muğla'da engelliler açısından bir federasyona filan bağlı olmadan kurulan ilk dernek “Muğla Ortopedik Engelliler Derneği”dir. Ben de kurucularındanım. Muğla dışından getirdiğimiz tüzüğün bize uyarlamasını da ben yapmıştım. Üye yapımızda tek yüksek eğitimli bendim. Nedense “engelli kadrosunda” iş sahibi olanlarımız da örgütlenmeye ilgi göstermemişlerdi!
Eğitim ortalaması “ortaokul okul 1 veya 2” düzeyinde olan bir yapıdan çıkacak sonucu bildiğim için ilkokul mezunu genç bir kardeşimi destekledim. Yardımcı olmak için yönetiminde yeraldım. Olmadı. Başına buyruktu ve derneğin ve kendilerinin başına iş getirecek işler yapmaya başladılar. Ki bazı sorunlar da yaşandı... Önce yönetimden, sonra üyelikten ayrıldım. Daha sonra halen dostum olan Mimar Ömer Kavas başına geçerek derneği topladı. Bir güzel yola soktu. Çok önemli projeleri vardı. Mimari “Engellerin kaldırılması” için mücadeleye girişti. Ancak o yerel yöneticileri, yerel yöneticiler onu bıktırdı... O da bu yüzden derneği bıraktı gitti...

xx xx xx
Bugünkü “Muğla Engelliler Derneği” o derneğin devamı mı bilmiyorum. Ayrıca üye de değilim.
Çünkü bu gibi yapıların ülkemiz koşullarında “muhalif” olması gerektiğine inanıyorum. Dernek Başkanı Emine Çakıroğlu da özveriyle bu derneğin başkanlığını kaç yıldır yürütüyor, ama “engellerin aşılmasında” farklı düşüncelerdeyiz. “Engelleri aşıyoruz” sloganıyla yapılan “gösterilere”, siyasilerin, yerel yöneticilerin şov malzemesi haline getirilmelerine karşıyım.
Ben öncelikle fiziki erişim engellerinin, sonra da “önyargı” engellerinin kaldırılması mücadelesinden yanayım.
Ayrıca engellilerle ilgili günlerde “engellilerin” kasabaya sirk gelmiş gibi yürütülmelerini hiç “insani” bulmuyorum! Bakalım 3 Aralık salı günü neler yapılacak...
“Eee farkındalık yaratmak” diyorlar. Buna gerek yok.. Nasıl olsa daha yeni, Aksaray’da bir ilkokulda yaşanan skandal olay ve tekerlekli sandalyeli bir gencin belediye otobüsüne alınmadığı olay ve benzerleri daha pek çok olaylar o “algı” yaratılıyor!
Ben “engellilik meselesine” yazılarımla çözüm ortağı olmaya çalışıyorum. Benden bir şey istendiğinde de yapabileceksem, yapıyorum. Ayrıca şu anda “Global Engelliler Vakfı”nın Muğla'dan kurucu üyelerindenim. Önümüzdeki günlerde bu uluslararası vakıfla ilgili paylaşımlarım olacaktır...

xx xx xx
Bunları neden anlatıyorum?
Algı yaratmak için değil elbette!
Biraz meraklıların merakını gidermek, biraz dertleşmek ve asıl “engellilerin örgütlenmesinde” yaşanan kaosa veya soruna dikkat çekmek için anlatıyorum.
Ülkemizde “otizm” ile ilgili dernek var mı bilmiyorum, ama “Otizm Vakfı” olduğunu biliyorum. “Otizm Dernekleri Federasyonu” da var. Bu demek ki otistikler için dernekler de var, ama Muğla'da yok.
Hamle'de köşe komşularımdan İdris Koç, 08 Kasım 2019 tarihli ve “Otizm Değil, Cehalet Bulaşıcı'dır” başlıklı yazısında, “Aksaray’da bir ilkokulda otizmli çocuklarla velilerinin yuhalanmaları olayını” anımsatarak şu ifadelere yer vermiş:
“Zeki, akıllı, başarılı ve sağlıklı (!) çocukların yanına otizmli çocuklar gelince okulunuzun kalitesi mi düştü? İş yükünüz mü arttı, rahatınız mı bozuldu? Yoksa o sağlıklı çocuklara sahip; beyinleri hastalıklı, ruhları kararmış velileri ikna edemediniz mi? İkna etmek işinize mi gelmiyor? Sayın Bakanım; sınıfta çocuklarını ve öğretmenleri yarıştıran, koridorlarda kendileri yarışan velilerden milli eğitimi kurtarın.”

xx xx xx
Okulları zaten velilerden her bakımdan kurtarmak lazım. Sonra önyargıları yıkıp, “empati kültürünü” yaratmamız lazım... Yaldızlı “Engelleri birlikte aşıyoruz”, “Engelleri aşalım” sloganlarıyla olmuyor. Olsaydı şimdiye kadar; 2005 yılında yürürlüğe giren 5378 Sayılı Yasa’ya göre kamuya açık alan, bina ve ulaşım araçlarının başta engelliler olmak üzere herkes için erişilebilir olmasının sağlanması gerçekleşirdi. Konulan süreler tekrar tekrar ertelenmezdi...
Bu gün artık bu yasa neredeyse unutuldu... Oysa yerel yönetimler bu yasanın gereklerini ve fazlasını, Devletin “yapın” demesini beklemeden yapmalıydı.
İdris Koç'un o gün yazısının altına Mali Müşavir Muhlis Karakaya özetle şöyle yazmıştı:
“Sayın İdris Bey Otizmli çocukların dışlanmalarını ve ailelerinin taciz ve rahatsız edilmelerini görmek ve öğrenmek için Aksaray örneğinin olması biz gibi otistik çocukları olan ailelerin seslerini duyurmaları için bir fırsat oldu. Olayı yaşayanlar adına ne kadar üzüldüğümüzü anlatamayız. Zira biz bir otizmli çocuk ailesi olarak bunu birebir yaşadık. Çok şükür imkanlarımız vardıda o yaşadığımız yada başkaları yüzünden yaşayamadığımız yerden taşınmak zorunda kaldık. Bize bu eziyeti edenler Muğlada aile hekimi (....) ve eşi (....) dır. Karabağlar'daki yayla evimizin karşısında bizden sonra yerleştiler. Bizim otizmli oğlumuz ses çıkardıkça radyonun sesini sonuna kadar açarak bizi taciz ettiler. Evimizin bahçe kapısına kadar gelip 'bu çocuğu odaya kapatın' diye bağırdılar. Bizlere hakaretler ettiler. Oysa o bölgede biz diğer komşularla birlikte yıllardır yaşıyorduk. Bu tacize dayanamayıp taşındık. 3-4 yıldır yazları yaylaya göçemiyoruz. İçimiz kan ağlıyor gidemiyoruz. Ki biz oğlumuza sürekli özel dersler ve eğitimler aldırıyoruz. Biz gibi imkanları olmayanların neler çektiğini sizler düşünün artık. Bunları ilk defa kimlerin nasıl ve neler yaşadığının bilinmesi için yazıyorum.”

xx xx xx
Otistikler için Muğla'da dernek bulunmadığını söyledim. Olmalı mı?
Muhlis Karakaya'nın şikayet ettiği kişiler Muğla'da bilinen, saygınlıkları olan insanlar. Hatta tıp doktoru olan beyefendi “STK'cı” biri... Engelliler ile ilgili STK'larda acaba bunlardan daha ne kadar vardır bilmiyoruz. Muğla'da otistiklerin varlığından da haberimiz yok...
Sanki engellilerin ve eğitilebilirlerin hepsi var olan derneklere üye mi? Ortopedik engellilerin ağırlık taşıdığı “Muğla Engelliler Derneği”ne Muğla'daki ortopedik engellilerin tamamının kayıtlı olmadığını biliyorum. Onların çoğunu ya şehrimiz “engelli” olduğu için ya da aileleri tarafından evlerinde saklandıkları için göremiyoruz...
Ne kadarı eğitim alamıyor, üretime katılamıyor “gazeteci olarak” ben de bilmiyorum. Muğla'daki derneklerde bu anlamda veriler olduğunu da sanmıyorum!
Muğla'da bir “Otistikler Derneğine” gerek yok demek doğru olmayacaktır. “Derneği olanlar dernekleriyle hangi sorunlarını gündeme taşıyabiliyorlar ve çözüme kavuştuğunu görebiliyorlarki?” diye de sormak istemiyorum...

xx xx xx
Bildiğim kadarıyla Muğla il merkezinde hepsinden yeni “Beyaz Ay Derneği” ile “Muğla Zihinsel Engelliler Derneği” de var ve oldukça başarılı işler yapıyor. Ancak görme engellilerin, işitme engellilerin, down sendromlularının, spastiklerin, kas hastalarının, ruh hastalarının bir derneği yok.
Omirilik Felçlilerinin Marmaris'te Şubesi, Bodrum'da temsilciliği faaliyette.
Muğla'nın yakın zamanda “Türkiye Sakatlar Derneği”ne bağlı Şubesi de oldu. Araştırırken gördüm, “Muğla Özürlüler Derneği”miz de varmış. Hangi “özürlüler” kurduysa... “Sakat”, “Özürlü” tanımlamaları Dünya'da ve ülkemizde terk edileli çok oldu, ama hala inatla kullananlar var. “Defolu” gibi... Rencide edici bir sıfat... Derneklerinin adında “sakat”, “özürlü” sıfatı olan, o derneğin yöneticileri üyeleri bu sıfatları neden kabul ederler onu da anlamakta güçlük çekiyorum...
Artık “engelli” sıfatı da terk ediliyor. “Özel gereksinimli” sıfatı kullanılmaya başladı. Tabi özel gereksinimli “insanlar” ile otistikleri, down sendromluları karıştırmamak da lazım. Onlar da “Özel Eğitim Gereksinimli” özel insanlar...
Biz “Özel Gereksinimli” ve “Özel Eğitim Gereksinimli” insanların hiç değilse Muğla'da yaşamlarını kolaylaştırmanın çok kolay olduğuna inanıyorum. Üstelik şimdi Menteşe Kent Konseyi 'Engelliler Komisyonu' var. Bu komisyonun var olan örgütlenmeleri koordine edip, örgütlenmeleri olmayanların da gözü, kulağı, sesi olabilirse “engelleri aşmak” kolay olacaktır.
Belki bir gün her ilde (oradaki örgütlerin üst yapısı) “federasyonlar” ve onların üst yapısı olarak Ankara'da bir “konfederasyon” kurulur da 5378 Sayılı Yasanın uygulanması ötelenip durmaz...
Belki federasyon, konfederasyon yapılanmasını da Muğla Kent Konseyi dillendirir...
------------------------------ ------------------------------
GÜNÜN SÖZÜ: Bir şey kötü ifade edildi diye mutlaka yanlış değildir, mükemmel söylendi diye mutlaka doğru değildir. -Aurelius Augustinius
ÇİVİ
Arkadaşım, “Yatağan'da arıtma yok diyenlerin de, var ve çalışıyor diyenlerin de ağızlarına kürekle vurasım var” dedi.
Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin