Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

özgür1.jpgMenteşe Kent Konseyi'nden Karabağlar Yaylası ile ilgili “beklenen” sonuç bildirgesi çıktı. Yani kimse heves etmesin, Muğlalılar Karabağlar'dan vazgeçmiş değil!
Bu köşenin takipçileri bilirler. Baştan beri bir “Karabağlar Yaylası İzleme Kurulu” oluşturulmasını öneriyorum. Hafta başında Menteşe Kent Konseyi ev sahipliğinde yapılan “forum”da alınan kararlar sonuç bildirgesi ile birlikte açıklanırken, ‘Maden Arama Çalışması İzleme Komisyonu’ kurulması kararı alındığını da sevinerek gördük.
Bu Muğla'nın Karabağlar Yaylası ile ilgili her türlü olumsuzluğa karşı “bütünlük” sağlayabilmesi için çok önemli. O nedenle komisyonda yer alacak isimlerde de “temsil” bakımından önemli. Umarım temsilde gerekli özen gösterilir. Temsilden kastım “kimin” temsil edeceği değil, “her kesimin” siyaseten nasıl temsil edileceği...
Sonuç bildirgesi 6 maddeden oluşmuş. Konunun özü birinci maddede MTA tarafından Muğla, Menteşe, Milas, Yatağan bölgesinde maden arama amaçlı sondaj çalışmaları yapıldığınına dikkat çekilerek “Yerel yönetimin hiçbir bilgisi olmadan ve hukuksuz bir biçimde 3. Derece Doğal ve Kentsel Sit alanı olan Karabağlar Yaylasında ve sondaj yapılması planlanan tüm alanlarda sondaj izinlerinin tamamen iptal edilmesi gerektiğine...” denilmiş.
xx xx xx
Aslında sonuç bildirgesi, Karabağlar Yaylası’ndaki sürecin izlenmesiyle ilgili hukuksal ve teknik olarak izleme ve koordinasyonu gerçekleştirecek “yapının” nasıl oluşacağını anlatan bir açıklama gibi olmuş.
Şaşırmadım dersem yalan olur... Bense forumda alınan kararlar doğrultusunda, Karabağlar Yaylası'nda başlatılan ve başlatanlar tarafından durdurulan sondajdan tamamen vazgeçildiğine dair açıklama yapılmasını isteyen, aksi takdirde “olabilecekleri” anlatan “manifesto” gibi bir şey beklemiştim.
Tabi bunun oluşacak “yapı” tarafından yapılması uygun görülmüş de olabilir. Böyle bir yaklaşım sergilenirken, umarım sürecin bir çeşit “soğuma” veya “soğutma” haline dönüştüğünün ve hatta tansiyonun, heyecanın düşmeye başladığının da farkında olarak bu eğilim ortaya konmuştur. Ki ben 31 Ağustos 2019 tarihli yazıma birazda bu kaygı içinde “Muğlalıların kabaran ayranını söndürmeyin!” başlığı atmıştım.
Sakın yanlış anlaşılmasın, “sondaj olayına” karşı tepkiler 'soğutuluyor' iddiasında da değilim. Ancak bazen öyle bir şey yaparsınız, yaptığınız olmasını istemediğiniz bir şeye katkı yapmıştır...
xx xx xx
Menteşe Kent Konseyi yönetimi tarafından açıklanan bildiride, oluşacak “yapı” ile ilgili “Bu konuda Yerel yönetimler, Sivil Toplum Kuruluşları, Meslek Odaları, Dernekler ve Muğla halkının tüm bileşenleri ile bir arada, yan yana bir güç birliği oluşturulacağına..” denilerek şu ifadelere yer verildi:
“- Konu ile ilgili destek verecek kurum ve kuruluşlarla iletişime geçilerek ivedilikle konu özelinde 'bilimsel, teknik ve hukuki konuların takibi' amacı ile ‘Maden Arama Çalışması İzleme Komisyonu’ kurulması, birimde mutlaka Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Menteşe Belediyesi temsilcilerinin yer alması gerektiğine,
- Yerel yönetimlerin ve muhtarların sürece etkin katılımının sağlanması, konu ile ilgili olarak köylerde bilgilendirme toplantıları yapılmasına,
- Maden aramaları ile ilgili sürecin ve gelişmelerin ulusal düzeye taşınarak mücadelenin büyütülmesi için girişimlerde bulunulmasına,
- Muğla’nın içinde bulunduğu doğa talanı ve maden arama çalışmaları nedeni ile ilgili sorunların bütüncül bir bakış açısı ile tüm ilçeleri de içine alan bir mücadele yürütülmesi zorunlu olduğundan; bu bütüncül mücadele için 'Muğla (Büyükşehir) Kent Konseyi' kurulma çalışmaları için girişimde bulunulması için çalışmalar yapılmaya başlanacaktır.”
xx xx xx
Oluşturulacak 'komisyon' Karabağlar Yaylası için kurulacağına göre, bu komisyonda Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Menteşe Belediyesi temsilcilerinin de yeralmasından daha doğal bir şey olamaz. Bunun sonuç bildirgesinde yeralmasına bile gerek yoktu. Ki sonuç bildirgesinde belirtilmemiş, ama bu komisyonda Menteşe Kent Konseyi'nin de temsil edilmesi gerekir.
Ben asıl sonuç bildirgesinin son maddesine takıldım. Muğla Büyükşehir Kent Konseyi kuruluşuna...
Doğrusu ben Muğla Büyükşehir Kent Konseyi olduğunu ve hatta bu oluşumun mülga “Muğla Kent Konseyi” başkanlarından Op. Dr. Naki Bulut tarafından gerçekleştirildiğini sanıyordum. Demek ki yanlış sanıyormuşum. Bu konseyin kurulmasında elbette pek çok bakımdan yarar var.
Ancak ben “Muğla’nın içinde bulunduğu doğa talanı ve maden arama çalışmaları nedeni ile ilgili sorunların bütüncül bir bakış açısı ile tüm ilçeleri de içine alan bir mücadele yürütülmesi zorunlu olduğundan” yola çıkılarak il konseyinin kurulmasını anlamakta zorluk çekiyorum.
Kuruluşu hedeflenen 'Muğla (Büyükşehir) Kent Konseyi' elbette bu “sorunla” da ilgilenir, ama bu “misyon” ile kurulması sanki MUÇEP ve benzeri yapılanmalara gerek kalmayacakmış gibi bir yanlış algıya neden olacaktır. Belki de niyet bu değildir. Umarım ben yanlış algılamışımdır...
xx xx xx
Ben hala AK Parti Muğla Milletvekillerinin Karabağlar Yaylası ile ilgilli yapacakları “Kesinlikle vazgeçildi” açıklamasını bekliyorum.
Nasıl sondajın durdurulması için ilgili bakanla görüştüler, bunun içinde görüşebilirler.
Kimsede bu aşamada “Karabağlar”ı siyasallaştırmamalı. Karabağlar hepimizin.
Ayrıca Atatürk'ün dediği gibi “hattı müdafa yok, sathı müdafa var”... O satıh bütün Muğla'dır.
Bu anlamda kurulmak istenen Muğla Büyükşehir Kent Konseyi ve kurulacak olan Maden Arama Çalışması İzleme Komisyonu kesinlikle Muğla Çevre Platformu'nun (MUÇEP) engeli veya “tasfiye komisyonu/kurulu” haline dönüşmemelidir... Çünkü o satıhta biz ve kimse yokken MUÇEP vardı.
MUÇEP oluşum amacına uygun çalışmalarını, mücadelesini sürdürürken, yeni oluşumlar MUÇEP'e köstek değil, destek olmalıdır. Bunları bir “köstekleme” olduğundan yazmıyorum. Ki olsa bunları çıkar MUÇEP'liler söyler. Ben bunları “köstek halleri” olmasın babında yazıyorum...
Bu mevzuya böylece nokta koyarken, gelelim Kissebükü ve yıkımlara...
xx xx xx
KİSSEBÜKÜ VE PLANLAMA
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un Bodrum ve Muğla'daki “betonlaşma” ile ile ilgili açıklama ve uygulamarı bütün Muğla'yı sevindirdi, heyecanlandırdı. Umutlandık...
Ancak bize göre tamamen yıkılıp, ortadan kaldırılması gerekenlerin en iyi örneği olan “the bo viera projesi”nde yer alan asansör bile neredeyse 15 gündür yıkılamadı!
Korkarım Bakanlığın kararı “sulandırılmakla” karşı karşıya... Umarım buna izin verilmez.
Bu konuda “Kissebükü Koyu mu, Akbük Koyu mu?” başlıklı yazım olmuştu. O yazımın altına mülga Muğla Belediyesi eski İmar Müdürlerinden Şehir Plancısı Celal Şakıyan nedense sonradan kaldırdı, ama önemli bir yorum yaptı. Başta belediye başkanları olmak üzere ilgililerin okumalarında yarar var. Şöyle:
“.. Yılların deneyimi ile oluşan ve geliştirilen yasalar uygulanmak yerine yenileri getirilmiş, eskisi aranır olmuştur… 3194 sayılı yasayı beğenmezken onun bile curcunaya çevrildiğini gördük. En son imar barışı yasası da tuz biber ekti. Hali hazırda Orman Alanları, Sit Alanları, Hazine arazileri imara açılır duruma getirildi…
Kıyılarda imar planı yapılıp Kıyı Yasasına uygun 50m'lik park, 50m'lik günübirlik kullanım alanları yasanın 18. Maddesi uygulanarak kıyıların kamu eline geçmesi sağlanabilecekken özellikle büyük tesislerin denize sıfır arazi kullanımlarına izin verildi veya göz yumuldu… Sanırım büyük tesislerin planları yasal olarak onanmışsa kıyıdaki 50 m'lik şerit park olarak tescilsiz durumdadır. Tesisler o bölümleri gayri yasal, kiralama veya işgal yolu ile sahiplenmektedir.
Statik bir planlama anlayışı 80 öncesi imar planları için düşünülebilir; Tek yetkili bakanlık olduğu dönemlerde... Yerel yönetimler imar planlarını plan bütünlüğünü bozmadan, ilaveler, revizyonlar, değişiklikler yapmak yolu ile Kamu Yararını öncelik veren Stratejik Planlar olan dinamik bir planlama anlayışını benimsemelidirler. Planın en iyisi olmaz, Plan halkın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde hem ulaşım, hem arazi kullanım kararlarında değişmek durumundadır…Esas olan Yasalara; doğrusu kabullenene kadar, ihlal edilmeden uygulayan ve uygulananca uyulmasıdır. Yasaya uymadıktan sonra yasayı değiştirmişsin hiç bir faydası olmadığını 50 yıldır görüyoruz.”
Bakalım bu kıyılar, bu Muğla saldırıları 50 yıl daha kaldırabilir mi?
------------------------------
GÜNÜN SÖZÜ: "Tekne limanda güvendedir. Ama teknenin amacı bu değildir." Paulo Coelho.
ÇİVİ
CHP Menteşe İlçe Başkanı Mustafa Aytaç bazı parti üyelerinin savunmalarını isteyerek bir anda meşhur oldu. Arkadaşım, "Bahattin Gümüş Büyükşehir Başkanı olursa, O da Menteşe Başkanı olur artık" dedi.
Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

 

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin