Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

özgür1.jpgCumhuriyet Halk Partisi 9 Eylül günü 96 yaşına ulaştı. 4 yıl sonra 100 yıllık parti olacak.
Avrupa'da var mıdır bilmiyorum, ülkemizin görmüş geçirmiş, en yaşlı partisi...
CHP'lilerin en haklı övünçleri “Devlet kuran parti”...
Gelin görün ki Devlet kuran parti sadece “tek parti” döneminde ve bir kere de ilk çok partili seçimin yapıldığı 1946'da tek başına Devlet yönetebildi... CHP, 1950'den sonra bir ömürlük sürede hiç tek başına iktidar görmedi! Toplam hükümet etmişliği 6 yıl oldu, onun da 4 yıl 9 ayı koalisyon, 14-15 ayı da azınlık hükümeti içinde geçti. Yani CHP bu dönemin sadece % 9.2’sinde iktidardadır.
CHP 1979’dan beri 10 seçim, biri 15 yıl görev yapan 4 genel başkan, 20 kurultay, ortalama % 25 oy ve 38 yıllık muhalefet mahkumiyeti gördü!
Bu yüzden AK Parti'nin ve Genel Başkanları Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP'ye haksızlık yaptığı söylenebilir. Çünkü rakamlar CHP'nin bu memleketteki siyasi icraatların ne kadarından sorumlu tutulabileceğini veya tutulamayacağını gösteriyor, ama...
xx xx xx
Bu rakamlara karşı CHP Genel Başkanı ne yapıyor? 80 yılın ekonomi yönetimini savunmaya kalkıyor.. Kılıçdaroğlu, 2010'da genel başkan oldu, ekibini kurup, ‘yeni CHP’ dedi... O günden gerisinin sorumluluğunu alma artık... Olur mu? Olursa “Devlet kuran partiyiz” diyemez... Atatürk ile ilinti kuramaz... O zaman bir de “İşte 80 yıllık Cumhuriyet, işte 8 yıllık AKP iktidarı!..” başlıklı rapor çıkardılar... Siz hiç Erdoğan'ın, AK Parti'den önceki siyasi yaşamında belediye başkanlığı dışında sorumluluğunu aldığı bir dönem gördünüz mü?
Ee sen Kılıçdaroğlu, 80 yılın sorumluluğunu neden alıyorsun?
Alırsan, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnönü döneminin de, Demirel döneminin de, Ecevit döneminin de, Özal döneminin ve hatta Milliyetçi Cephe (MC) nin de hesabını senden sorar... Üstüne “60 yıldır tek başınıza iktidar olamıyorsunuz” diye de hafiften kafa bulur...
xx xx xx
Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, Devlet kurmuş parti; 96 yaşındaki CHP neden iktidar olamıyor? Kendisini “Yeni CHP” diye ifade eden bir parti, Cumhuriyetin 80 yılına sahip çıkarken, Atatürklü, İnönülü, Ecevitli, Baykallı parti geçmişine, ilkelerine, kültürüne sahip çıkmaz; demokrasi ve iktidar hedefini parti içi demokrasi üzerine oturtmazsa iktidar olabilir mi?...
Zaten ben CHP'nin iktidar olmak istediğini de sanmıyorum... “Ee bizi iktidar yapmıyorlar?”... Sizi kim iktidar yapacak? Asker mi? Sermaye mi? Amerikan sermayesi mi? Yoksa hepsi mi?
İktidar olmak isteyen parti, geçmişi savunmakla vakit geçireceğine, geleceği nasıl kuracağını anlatır.. Halka dayanır.. Parti geçmişini savunanları partiden atmaz, sıkıştıkça atmaya kalkışmazdı...
İktidar olmak isteyen parti, 31 Mart Seçimleri'nin ardından “Erken Genel Seçim” isterdi. Yarım ağızla “Başkanlık sistemini halk oyuna sunalım” demezdi.
İktidar olmak isteyen partinin Muğla İl Başkanlığı, milletvekillerinden birinin de “Alevi” inancında olmasına rağmen, Alevi inancındaki kardeşlerimizin “yasta” olduğu, oruç tuttukları bir dönemde; hem de 10 Muharrem'de partinin kuruluş yıl dönümü kutlaması düzenlemezdi. Başka gün mü yok!
İktidar olmak isteyen partinin Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün o kutlama gecesinde, konuşmasında “Siyaset yapmanın şekli değişti. Rejim değiştirildi. Biz rejimi parlamenter sisteme dönüştürmek için ittifak yapmak durumundayız. Onun için de bırakın kendi kendimize kavga etmeyi başkaları ile barışarak o doğrultuda birlikte yürüme kabiliyetini kazanmamız gerekiyor.” deme ihtiyacı duymazdı...
xx xx xx
Ben Başkan Gürün'ün bu saatten sonra “birlikte yürüme kabiliyetini kazanabileceğini” sanmıyorum. Özellikle Milletvekili Alban'ın.. Bu saatten sonra kolay mı? Adama “1999'da yola çıktıklarından bugün yanında kim var?” diye sorarlar. Ardından “İkinci döneminde yolda değiştirdiklerinden kaç kişiyi bugüne taşıyabildin?” diye eklerler. Hatta ötesine geçip, şöyle de derler:
“Ortaca'da, Marmaris'te partiden ihraç ettikleriniz yetmedi, Salih Erbay'ı, Haşmet Işık'ı hedef gösterdiniz. Hızınızı alamadınız daha yeni Menteşe'de 36 kişinin savunmasını aldırdınız. Şimdi de '... ittifak yapmak durumundayız. Onun için de bırakın kendi kendimize kavga etmeyi başkaları ile barışarak o doğrultuda birlikte yürüme kabiliyetini kazanmamız gerekiyor.' diyorsunuz. Allah aşkına bu ne çelişki?” derler mi, derler...
Hatta daha öteye geçip, 7 Haziran seçimleri ile ilgili “HDP'ye destek stratejik hataydı” değerlendirmenizi.. 02.08.2015 tarihli değerlendirmenizdeki, HDP'ye %3.5 oy gittiğini belirten, “Ben Kızılay değilim. Daha önce MHP parlamento dışında kalmasın söylemi, sonra 'HDP barajı aşsın' isteği yanlıştı” sözlerinizi anımsatanlar çıkar...
Parti içi demokrasiyi ortadan kaldırarak, CHP'yi Muğla'da “Tek adam, tek ses” haline getirmişken, muhaliflerinizle birlikte yaşayamamışken, partinizin dışındaki iktidar muhalifleriyle “birlikte yürüme kabiliyetini kazanmamız gerekiyor.” sözünüze inanan çıkar mı?
xx xx xx
İl merkezinde yapılan ve davetiyeleri 100 TL'den satışa çıkarılan kutlama gecesine CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı katılırken, 31 Mart'ın %36'lık “başarısı” nedeniyle başta Salih Erbay ve Haşmet Işık olmak üzere Disiplin Topu'nun ağzında olanlar da “kör olasın demiyorum, kör olma da gör beni..” dercesine katılmışlar.
“10 Muharrem” kırgınlarını, partiden ihraç edilenleri ve ihraçla karşı karşıya bırakılanları saymazsak, coşkulu bir gece olmuş. Menteşe İlçe Başkanının savunmalarını istediği 36 kişi ise geceye katılmamış. Neden katılmadıklarını sordum, “Aslında katılacaktık. Bir provakasyon olabilir, tatsızlık çıkabilir, fatura da bize kesilir kaygısıyla katılamadık” diye yanıt verdiler.
Bazı meslektaşlarımız Milletvekilleri Burak Erbay ve Mürsel Alban'ın konuşmalarını “ikisi arasında söz düellosu” olarak öne çıkardılar, Erbay'a sordum “Benim kimseyle alıp veremediğim yok. Ben sokaktaki enflasyon ve işsizliğe, Muğla'nın dağlarındaki, ovalarındaki talana, parti içi barışa ve partimin, ülkemin geleceğine dikkat çektim. Ne düellonun, ne kavganın sırası değil.” dedi.
Hem benim bildiğim Muğla'da söz düellosu Alban ile AK Parti İl Başkanı Kadem Mete arasında var. Hala Alban, Mete'nin en son iddialarına yanıt verebilmiş de değil!
xx xx xx
Bence gecenin en önemli olayı, “pasta kesme” olayıdır... Karenin ortasında, pasta bıçağı elinde İl Başkanı Adem Zeybekoğlu... O'nunla birlikte Genel Başkan Yardımcısı O. Kaan Salıcı sağında, Bodrum Başkanı Ahmet Aras solunda bıçağı tutmuşlar... Bodrum İlçe Başkanı Halil Karahan'ın yanından Milas Başkanı Muhammet Tokat elini uzatmış, ama tutamamış. O'nun solunda Menteşe Başkanı Bahattin Gümüş, Tokat'ın bıçağa uzanan kolunu tutabilmiş. Gümüş'ün solunda Milletvekili Süleyman Girgin bir şey tutamamış, nedense Gümüş'e yaslanmış... Salıcı'nın sağından Başkan Gürün de uzanmış, ama eli havada kalmış. Başkan Gürün'ün sağında Milletvekili Mürsel Alban'ın ellerinin nerede olduğu belli değil, “Ne işim var burada” havalarında bakıyor.. Alban'ın sağında Belediye Başkanı Alim Karaca'yı da temsil ediyor gibi Fethiye İlçe Başkanı Ali Özgür Kullukçu durmuş. O'nun sağında da Seydikemer İlçe Başkanı Nalan Büyükçoban da tek kadın ve tek alkışlayan olarak duruyor...
Koskoca partinin iki kadın ilçe başkanından biri olan Büyükçoban topluluğun kıyısında unutulurken, diğeri Köyceğiz İlçe Başkanı Hayal Yıldız dışında unutulmuş. Oysa Zeybekoğlu'nun sağına, soluna yakışırlardı... Belki de Büyükçoban bu durumu alkışlıyordu, bilen mi var...
Başkan Gürün de öteki iktidar muhalifleri ile birlikte yürümekten söz ediyor... Siz önce bir kadınlarınızla birlikte yürüyün bakalım...
xx xx xx
Datça ve Marmaris Belediye Başkanları gecede yokmuş. O gece Marmaris'te de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin Muharrem Ayı’nın 10. gününde düzenlediği oruç yemeğinde birlik ve beraberlik mesajları verilmiş. Yemeğe, Dernek Başkanı İlyas Toprak, Marmaris Kent Konseyi Başkanı Ufuk Beytekin, Konseyi üyeleri ve Alevi vatandaşlar katılmış. Yemekte Alevi Dedesi Erdoğan Sezer sofra duasını okumuş ve “Muharrem’in 10’uncu günü bütün peygamberlerin şükrettiği, oruç tuttuğu gün. Aynı zamanda Hazreti Hüseyin’in ve yarenlerinin şehit olduğu gün. O güne kadar herkes şükretmişti. Alevi toplumu, Şah Hüseyin Kerbela’da şehit olduktan sonra dedi ki, bugüne kadar herkes şükretmişti ama bundan sonra yas-ı matem olsun. Bugüne kadar da geldi. İnsanlar birbirine karşı hoşgörülü ve toleranslı olursa, empati kurarsa, bir kuşun kanadının kopmayacağına, bir günlük ömrü olan kelebeğin dahi yaşam hakkı olduğuna inanırsa barış ve huzur içinde yaşarız” ifadelerinde bulunmuş.
Marmaris Belediyesi Başkanvekili Asım Geniş de parti gecesini değil, doğal olarak oruç yemeğini tercih etmiş ve Çin'deki Belediye Başkanı Mehmet Oktay'ın selamını iletmiş...
xx xx xx
Yerim yok. Konuşmaları uzun uzun veremiyorum. Zaten Başkan Gürün'ün mesajı dışında önemli bir mesajda yok. “Canan Kaftancıoğlu'nu kimseye vermeye niyetimiz yok” diyen Genel Başkan Yardımcısı Salıcı, partilerine ve ülkeye hep beraber sahip çıkacaklarını anlatırken, “Bunu da kendi içimizde birliğimizi, beraberliğimizi devam ettirerek yapacağız.” ifadesinde bulunmuş. Dini ve milli günlere hassasiyet gösterilmesine dikkat çekmiş.
İl Başkanı Zeybekoğlu'nun da 12 Eylül 1980 Darbesi geçen 39 yıla rağmen hala yaşarken “31 Mart ve 23 Haziran'da faşizm sandığa gömüldü” tespiti yapmış olması şaşırtıcı... CHP'nin Muğla'da başarılı olmadığına dikkat çeken Milletvekili Erbay, “Niye bir araya gelemiyoruz. İttifaklar neden Muğla’da devam etmiyor. Kavga etmenin, ötekileştirmenin, ayrıştırmanın kimseye faydası yok. Bu politikadan bir an önce vazgeçmemiz gerekiyor” derken, Milletvekili Alban “İhanetçileri unutmamak lazım” diyerek, gecenin ilçe danışma kurullarına çevrilmesini istemiş. Başkan Gürün'de Erbay'ı desteklercesine, Alban'ın konuşmasına tüy dikercesine “ortaya karışık” bir konuşma yapıp, “Kişisel hırs ve hedeflerden uzaklaşarak dilde söylenen barışı önce kendi içimizde yaşamalıyız. Bu şekilde Cumhurbaşkanlığını kazanabiliriz. Geleceğe, Atatürk’ün bize gösterdiği yolda hep beraber yan yana kavga etmeden yürümeliyiz. Siyaset yapmanın şekli değişti. Rejimi parlamenter sisteme dönüştürmek için ittifak yapmak durumundayız. Onun için bırakın kendi kendimize kavgayı, başkaları ile barışarak birlikte yürüme kabiliyetini kazanmamız gerekiyor. Münakaşaya girmememiz gerekiyor. Mızı çıkaranlar kendisini iyi değerlendirsin. Bizim mızı ile işimiz yok.” demiş.
Geceye katılan bir CHP duayeninden yorum istedim, “Mürsel mızılı, Osman'ın kafası karışık” dedi...

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin