Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

özgür1.jpgCHP Milletvekili Mürsel Alban'ın öceki gün CHP Muğla İl Başkanlığı'nda yaptığı basın açıklaması günlerce tartışılabilecek, ibretlik bir açıklama olmuş. O gün canlı yayın yapanlar oldu. Oradan izledim. Karşımda mağdur edilmiş bir “insan” vardı. Gerçekten üzüldüm.
Nevar ki üslubu, tavrı üzüntümü aldı götürdü... “Önemli olan haklı olmak değil, haklı kalmaktır” diye bir söz vardır... Hastane bahçesindeki açıklamada da öyle oldu.. Kendisine kim danışmanlık veya gaz veriyor bilmiyoruz...
Konu malum, bi bölge gazetesinin “kanser hastası olduğunu söyleyerek SGK’yı dolandırdığı” ve “yakınlarını belediyede işe yerleştirdiği” iddiaları... Ancak Alban ailesinin fertlerinin Büyükşehir'de iş sahibi olmuş olmaları bir “iddia” değil, bir “gerçek”.. O konuya girmeyeceğim.
Ancak gazetenin Alban ile ilgili “kanser hastası olduğunu söyleyerek SGK’yı dolandırdığı” iddiasının savunulacak hiç bir yanı yok. Yapılan gerçektende tam bir “haysiyet cellatlığı”... Sosyal medya hesabımdan kınadım, yine kınıyorum... Bu konuda önce “gazeteciler” sonra “toplum” olarak tepki gösterebilmeliyiz. Bu olayda ideolojik, politik tavra girmek bizi “insanlığımızdan” eder.
Böylesi haksızlıklara “insan” olma gereğinden hareketle “insan” olarak tepki vermeliyiz...

xx xx xx
Olay biliniyor. SGK tarafından Milletvekili Alban'a aile şirketlerinde işçi olarak göründüğü yıllarda “hastalığı” nedeniyle çalışamadığı (raporlu olduğu) günler karşılığında “haksız ödeme” yapıldığı, bu ödemenin faizi ile kuruma geri ödenmesi yönünde yazılmış resmi yazı üzerine, “gazete” Milletvekili Alban'ı “sahtecilikle”, “devleti dolandırmakla” suçlayan haber yaptı. Ancak Alban önceki gün haberi “belgeleriyle” yalanladı. Bu konuda yaptığı tekzibi de yayınlamayan gazete ve muhabiri hakkında maddi manevi tazminat davası açtığını da açıkladı.
Özel durumunun (hastalık) tetikçi medya tarafından ortaya atılarak, bazı kurumlarında zan altında bırakıldığını savunan Alban, “Tetikçi yayın kuruluşu tekzip kararlarını yayınlamadı. Tekzip de bir gazetenin sabıkasıdır. Bu belgeleri, kişisel haklarımı, TC numaramı, asılsız belgeleri ortaya koyanlar hakkında gerekli yasal işlem başlatılmıştır.” diyerek, hastalığı ile ilgili ameliyatları yapan, rapor veren hastaneye haksızlık yapıldığını belirtip “Ege Üniversitesi gibi saygın bir kuruluş zan altındadır. Ege Üniversitesinin başhekiminden tüm kurumlarına buradan çağrıda bulunuyorum. Çıkıp bir basın açıklaması yapmaya, bunlar hakkında da suç duyurusunda bulunmaya davet ediyorum.” ifadesinde bulundu.
Alban, söz konusu haberdeki SGK’dan 71 bin lira aldığı ve 90 bin lira geri ödeyeceği yönündeki iddialara da, SSK’nın kendilerine gönderdiği “düzeltme belgesini” gösterip, “Bunu AKP’nin İl Başkanından talimat alarak gönderiyorlar.” iddiasında bulunarak “geri ödeme” konusunda da “Bunun devamında biz itiraz ettik. Bizim itirazımıza gelen cevap aynen şu; ‘İtiraz dilekçenizde rücu edilmek istenen yersiz ödenen istirahat rapor ücreti için müvekkiliniz Mürsel Alban’ın hiçbir kasti ve kusuru bulunmadığı, yapılan yersiz ödemenin kurum hatasından kaynaklandığı anlaşılmıştır.’ Ben bu durumla ilgili SGK’nun da çıkıp bir basın açıklaması yapmaya, hileye başvuranlar hakkında da suç duyurusunda bulunmaya davet ediyorum. Çünkü SSK da zan altındadır..” dedi.

xx xx xx
Canlı yayını izlerken benim aklımada gelen soruyu “Peki ‘Niye geri ödüyorsunuz?’ diyebilirsiniz.” diye kendisi soran Alban, “Arkadaşlar ben kendi işyerimde sigortalı gözükebiliyordum. Sonra çıkan 5510 sayılı Kanunla Bağkur’a geçmem gerekiyormuş. Biz SSK’lı devam ettik. Bağkur’a geçişimizden dolayı SSK’lılığımızın, iş görmezlik primlerinin iptal edilmesinden dolayı. Yoksa bizim her hangi bir şeyde geri ödeme ve haksız elde ettiğimiz bir gelirin olmadığının ispatıdır bunlar.” ifadesinde bulundu. Alban konuşmasının bir başka yerinde de bu konuda şöyle dedi:
“SSK bir banka değildir. Resmi bir kurumdur. Ben onlardan para almadım. Onlar iki kurum arasında yazışma neticesinde benim hesabıma bir miktar para geçirmişler. Benim imzam mı var orada para aldığıma dair? Hakkımda yasal işlem başlatılmış. Bu alçak tetikçilere buradan sesleniyorum; benim hakkımda nerede yasal işlem başlatılmış? Onları çıkartmazlarsa namerttir bu alçaklar.”
Anladığım şu; ortada sahtecilik, dolandırıcılık diye bir şey yok. Alban keni iş yerinde işçi görünürken, kanun değişmiş Bağkur'lu olması gerekmiş, ama O'nun SGK primleri yatmaya devam etmiş. İki kurum (Bağkur ve SGK olmalı) arasında yazışma yapılırken, Alban'ın hesabına “bir miktar” para yatırılmış... SGK'de Alban'ın Kanuna göre Bağkurlu olması gerektiği için o “bir miktar” parayı geri alıyor...
Alban kanun değiştiğinde “gereğini” yapsaydı bunlar yaşanmayabilirdi...

xx xx xx
Alban gazetenin milletvekili adaylığı sırasında da hakkında yalan haber yaptığını belirtirken de “Ben milletvekili adayı iken bana bir iftira attı bu alçak tetikçi yayın kuruluşu. İftira olduğu ortaya çıktı. Burada da bir tekzip yayınlanması gerekiyordu. Tetikçi yayın kuruluşunun muhabiri, ‘Tekzip yaptırmayın. İşimden olurum.Tekzibi ben yaptıracağım.' dedi. Geldi yalvardı. Ben de ‘Bırakın, ellemeyin gitsin işinden olmasın.’ dedim.” diyerek “Ama bugün geldi yine iftiralarını atmaya devam etti. Bunlarla ilgili maddi manevi haklarımın davasını açtım. Şuan dava devam etmekte. Ben böyle gazetecilerin veya muhabirlerin kalemini derhal bırakmaya, tetikçilik yapmaya son vermelerine davet ediyorum.” şeklinde devam etti.
“Ellemeyin gitsin..” ne demek? Nasıl bir jargon bu? Neyse de benim kabahatim neydı acaba?
Ben ilkesel olarak “mahreme, özele girilmemesi” gerektiğine inanan bir fikir işçisiyim. Baştan beri Alban'ın ve yakın çevresinin “mağdur” edildiğini düşünüyorum. O bakımdan “tekzip et” diye yazdım. Alban bu yazımı tekzip etmedi, ama o ilk haber üzerine “Alban iddialara yanıt vermeli, tekzip etmeli” diyen yazıma mahkeme kararı ile tekzip gönderdi. Yalansa benim yalanım değil, gazetenin yalanıydı... Ki Alban'ın gönderdiği açıklamayı da yayınlamıştım. O yüzden “Tekzip de bir gazetenin sabıkasıdır.” sözünü doğru bulmuyorum. Tekzibe mahkeme karar verdi diye “sabıka” olmaz. Çünkü o karar “ceza” değil, bir “düzeltmedir”.. Ancak yayınlanmadığında ceza konusu olur.
Ben de sayenizde tekzip yedim, ama “sabıkam” yok. Savcılığa sorabilirsin...

xx xx xx
Alban baştan beri olduğu gibi bu açıklamasında da kendisinin “rant çevreleri” tarafından susturulmak istendiğini savundu. Kültür Turizm Bakanı'nın 1. Derece Arkeolojik SİT olan Kissebükü'ne tesis yapmasına engel olduğu ve Dalaman-Göcek orman yangınında Tarım Orman Bakanı'nın “Şükür can kaybımız yok. Ama 400 hektar ormanımız yandı” sözüne karşı TV'ye çıkıp gerçekleri anlattığı için ertesi gün bu haberlerin yapıldığına vugu yaptı. “Yani rantçının, talancının tekerine çomağı sokmuşum. Bunlar sandı ki ‘örgütten yetişmiş Muğla Milletvekilini susturacağız’. Faşizmin baskısı beni hiçbir zaman susturamaz, baş eğdiremez. Hodri meydan.” dedi.
Ben de izlerken “Onlarda bakanların yanlışlarına, olumsuz uygulamalarına tepki gösteriyorlar. AK Parti ve rant çevreleri bunlar hakkında neden haber yaptırmıyor, neden rahatsız olmuyorlar?” diye öteki milletvekilleriz ile ilgili kuşkuya düştüm!
Yakınlarının belediyede işe girmesi ile ilgili haberlere “Onların hepsi, bir annenin, bir babanın ayrı ayrı ailelerin bireyleri. Hepsi mülakata girmişler, sınavda değerlendirilmişler ve mesleki durumlarına göre işe alınmışlar. Benimle akrabalık bağları olabilir. Benim onları işe koyma gibi bir ismim yoktur ortada. Onu ilgili kurumlara sorduğunuz zaman göreceksiniz.” derken, konuşmasının sonunda “Artık arkadaşlar yasal işlem sadece gazeteye değil, sosyal medyada yazan herkese yasal işlem başlatacağım. Tetikçi medyayla orada da hesaplaşacağız. Yasal işlem başlatacağız. Herkes haddini de bilecek, yerini de.” ifadesini kullandı. Siz deyin “uyarı”, ben diyeyim “tehdit”...

xx xx xx
Meğer Alban dolmuş. Kendince haklı tabi. Çok şey anlattı. AK Parti İl Başkanı Kadem Mete hakkında da Marmaris-Turunç'ta başkanlığını yaptığı kooperatif ile tarım alanını ekoturizm alanına çevirdiklerini öne sürerek tehditvari “Bayrama kadar da süre veriyorum. Emsali nerden nereye çıkarttın? Nasıl bir rant elde ettin? O kırmızı bavulu nasıl dolduracaksın? Bayrama kadar anlattın anlattın. Açıklamadıysan ben bunu açıklayacağım.” ifadesinde bulundu. Kayıkçı kavgası devam ediyor. Bir o taraf, bir bu taraf. Bakalım AK Parti veya Kadem Mete ne yanıt verirler...
Eğitim Araştırma Hastanesi ile ilgili de “Gittik yerinde yine bir tetikçi başhekim yardımcısı tarafından basın açıklamam engelleniyor. Ama susmadım. Ben orada basın açıklamamı yaptım.” diyen Alban'ı izlerken kendi kendime “tetikçi gazete” ile ilgili açıklamayı neden gazetenin veya SGK'nin önünde yapmadı acaba diye düşünmekten de kendimi alamadım. Sonra o ayakkabı şovuna takıldım.
Toplantıda CHP İl Başkanı Adem Zeybekoğlu ve Bodrum İlçe Başkanı Halil Karahan'ın dışında ne büyükşehir, ne ilçeler belediye başkanlarını, ilçe başkanlarını ne de öteki milletvekillerini göremedim. Oysa Milletvekili Alban bir gün önce sosyal medya hesabından çağrı yapmıştı. İşleri çıkmış olabilir tabi...
Miletvekili Mürsel Alban bir de toplantıya ayakkabı kutusu ile gelmişti. “Beni Muğlalılar milletvekili seçti” diyen Alban kutuyu açarken 17-25 Aralık anımsatması yaparak, “Sandılar ki biz Halk Bankasını dolandırdık. Ayakkabı kutularının içinde banknot vardı. SGK’den aldıklarımı şimdi size gösteriyorum arkadaşlar. (kutudan ayakkabıyı çıkardı) Ayakkabı kutusunda banknot değil ayakkabı varmış. Bunlar seçimde koşturduğum ayakkabılar. Bunlar benim alın terim. Bunlar sizin yüz akınız. Ben emeğimi öpüyorum. (ayakkabıyı öptü) Hiçbir zaman buraya haram bir lokma girmemiştir.” dedi.
Yorum yok... Ama demeden geçemeyeceğim. Sayın Alban'ı Muğlalılar seçmedi. CHP'ye verilen oylarla seçildi. Dediği gibi herkes haddini de bilecek yerini de... Kimse gazetecilere “gazeteciliği bırak” dememeli... “Tetikçiliği bırak” diyebilir. Ben de derim.. Ama bir milletvekiline “Milletvekilliğini bırak” diyemem. Keşke diyebilsek... Ancak “Lütfen üslubunuza dikkat” diyebilirim... Buarada milletvekilinin sözlerini yazıya dökerken düzeltmeler yaptım, umarım bu yüzden tekzip etmez...
------------------------------ ------------------------------
GÜNÜN SÖZÜ: “Hata yapmak insanlara vergidir, bunu başkalarının üstüne atmak politikadır.” (Bili Vaugheur)
ÇİVİ
Arkadaşım, “LGS'de birinci olmuştuk, üniversite sınavlarında kaçıncı olduk?” diye sordu.
Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin