Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

özgür1.jpgTurizmde “referans” olan “Mavi Bayrak” ile “Slow City” veya “Cittaslow”, Türkçesiyle “Sakin şehir” denilen işaretler, yani bayraklar var. Muğla'da 2 “Slow City” ye sahibiz; Ula-Akyaka ve Köyceğiz... Akyaka ayrıca “Mavi Bayrak” sahibi. Akyaka'nın az ötesinde gazetelerin “Dünyaca Ünlü” dedikleri Akbük var, ama bayrağı yok. Menteşe Belediyesi sorumluluğundaki Akbük'te ne olup bitiyor bilen yok. Orası sanki “otonom bölge”...
Köyceğiz'i Belediye Başkanı Kamil Ceylan “Slow City” yaptı. Akyaka'yı belde dönemi Başkanı Ahmet Çalca “Slow City” yapmıştı. Ula'nın geçen dönem Başkanı Ümit Karaaslan ile her iki bayrak ta gidiyordu, yeni Başkanı İsmail Akkaya ile direkten döndü.
Gerçi başka kıstaslarda var ama deniz suyu ölçümleri ile bu Mavi Bayraklar her sene azalıp çoğalabiliyor. Yani deniz suyu temiz olmayan yerler bu bayrağı alamıyor. Bu anlamda Mavi Bayrak sıralamasında Antalya 200 bayrakla birinci, Muğla 112 bayrakla ikinci sırada...
xx xx xx
Muğla'da ise 67 bayrakla Bodrum liste başında. Mavi Bayraklılar arasında Belediye Özgür Halk Plajı ve Kumbahçe Halk Plajı ile Aktur plajları ve Gümbet, Göltürkbükü, Gümüşlük-Çayıraltı, Gündoğan, Gümbet ve Ortakent Halk plajları yer alıyor. Bodrum her şeye rağmen temiz yani...
Datça'da Kumluk ve Hastanealtı Halk Plajları dahil 8 Mavi Bayraklı plaj bulunurken, Milas'ta 3 Mavi Bayraklı plaj bulunuyor. Bunların içinde Ören, Güllük bulunmuyor...
Ortaca'da Sarıgerme-SARÇED Plajı dahil 8 Mavi Bayraklı plaj bulunurken burada da Dalyan İztuzu Kumsalı'nın yer almaması dikkati çekiyor.
Marmaris'in Belediye Halk Plajı dahil 19 plajı Mavi Bayraklı... Fethiye 9 Mavi Bayrak ile üçüncü sırada yeralmakta. Bunların 5'i Ölüdeniz'de Belceğiz ve Kumburnu Halk Plajları ile Suncity Beach Club, Hotel Meri, Liberty Hotels Lykia olarak sıralanıyor. Göcek'te sadece Blue Point Beach yeralırken, Merkezde Hillside Beach Club, Club Tuana, Fethiye Barut ve Fethiye Sensatori olarak sıralanıyor. Çalış Halk plajı ise listede yer almıyor!
xx xx xx
Fethiye Çalış'ta “Mavi Bayrak” bulunmaması şaşırtıcı değil. Giderek foseptik çukuruna dönen ve alg patlaması yaşanan bir yere “Mavi Bayrak” verirler mi? Hillside Beach Cub, Club Tuana, Fethiye Barut plajları (onların plajları nasıl oluyorsa) o bayrağı hak etmiş... Haber Türk'ten Muharrem Sarıkaya tesisler için “arıtmalarını çalıştırmıyorlar” demişti. Demek ki bunlar çalıştırıyor... (!)
Güvenilen, kendine güvenen yerler için başvuru yapılıyor...
Bu konuda iki gün üst üste yazdım.
“Fethiye Körfezi'nde neler oluyor” başlıklı yazımın altına, Efendi Can seneler önce Çalış‘taki arıtmanın ihalesine girdiğini belirterek “Arıtma 1999 Model ve kapasite hesabı tutmadı..! O zaman işin içinde Alman Müşavirlik Firması olunca ‘Bunlar yüzyıllık planlama yapar ve sıkıntı olmaz’ diye düşünüyordum…! Bizde firma olarak bu işe talip olmuştuk..! Olmadı.. Arıtma devreye girmeden önce Körfez bu kadar kirli değildi…! Şu anda arıtma tesisi atıkları aynen denize deşarj ediyor…!” diye yazmıştı. Haklı çıktı...
Sonradan MUSKİ'de çalıştıklarını öğrendiğim Çevre Mühendislerinden Zeynep Atik Öztürk, denize yakın arıtma tesisleri ‘ileri arıtma (azot ve fosfor giderimi)' ve desarj noktaları ‘derin deniz deşarjı' değilse bu sorunun yaşanabileceğini belirtirken, “Turizm ve rekreasyon alanlarında alıcı ortamın ‘en yakın nokta’ yerine ‘derin deniz deşarjı’ hattı ile yapılarak ilk yatırım maliyeti gözden çıkarılmalı çünkü devamında oluşabilecek sorunları gidermek için daha çok maliyet daha çok sorun yaşanır bence. Şu an şekildeki (Çalış fotoları) gibi ve benzeri oluşan sorunun elbetteki tek nedeni bu değil, ama önemli nedenlerden biri.” demişti, O da haklı çıktı...
Muğla Valiliğine bakılırsa tesis ihtiyaca cevap vermiyor ve galiba derin deşarj da yok!
xx xx xx
Ertesi gün “Temiz kalabilmek için 5 milyar lira gerekiyor...” başlıklı yazımda Başkan Gürün'ün Haber Türk Yazarı Muharrem Sarıkaya'ya içini döktüğünü yazdık. Sarıkaya inandı mı bilmiyuz, ama ben inandım ve kendisini savunuya bile geçtim...
O arada basına da “Körfezdeki rengin tarımsal ilaçlardan olduğu tespit edildi” diye açıklama yapan Başkan Gürün, Sarıkaya'ya “Kullanılan tarımsal ilaçlar gelen dere suyuna karışıyor. Dolayısıyla azot fosfor zengini bir su geliyor. Bununla ilgili de Tarım Bakanlığı’nın ilaçlarla ilgili çok daha disiplinli hareket etmesi gerekiyor. İlaçlarla ilgili sınırlama, standart getirilmesi gerekiyor.” diye ifade ederken, sorunla ilgileneceğini belirterek, “Ama bilesiniz ki belediyelerin kontrol mekanzması yok” diyordu... Yetkinin tamamen Çevre Bakanlığı’nda olduğunu, denize giden atıklara dönük bir denetim yetkilerinin dahi bulunmadığının altını çiziyordu...
Yetki konusunda haklı çıktı. Kirlilik kaynağında ise haksız çıktı.
Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkisini kullanıp, “arıtma tesisine kirletici muamelesi yapıp” idari takibat başlatmış...
xx xx xx
“T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü” ibaresinin yeraldığı 01.07.2019 tarihli yazı geçen Cuma akşam saatlerinde Muğla Basınına yansıdı. Bana Cemiyet Başkanımız Cem Kaytan'dan geldi. Söz konusu yazı adı geçen genel müdürlüğün bir açıklaması mı, veya Muğla Valiliği'nin o genel müdürlüğü bilgilendirmesi mi, yoksa o gün Muğla'da bakan vardı, ona bigi notu muydu anlayamadık!
Ama yazıda, Fethiye Körfezinde yaşanan alg patlamasındaki en büyük etkenin fosfor ve azot oranının aşırı artışından kaynaklandığı, söz konusu kirlilikteki en büyük etkenin Atıksu Arıtma Tesislerindeki yetersizlik ve altyapı probleminden kaynaklandığı vurgulanırken, “2872 sayılı Çevre Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu hükümleri gereğince, su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundadır.” denilmiş ve şöyle devam edilmiş:
“Atıksu Arıtma tesisinin 2013 yaz sezonu maximum çıkış suyu debisi 23 bin 514 m3/gün olarak planlanmış olup hali hazırda çıkış suyu debisi 33 bin m3/gün’dür. Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün 08/11/2017 tarih ve 11027 sayılı yazısı ve 31/08/2018 tarih ve 12007 sayılı yazısı ile Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na Fethiye Atıksu Arıtma Tesisi için 2. Etap inşaasına başlanması konusunda gerekli uyarı yazıları yazılmıştır. Ancak yapılan uyarılara rağmen yaklaşık 6 yıldır kapasitesinin üzerinde çalışan tesiste yeterli düzeyde arıtma sağlanmadan atıksular denize deşarj edilmektedir. Bu kapsamda çevre kirliliğine neden olduğu tespit edilen Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ilgili idari süreç devam etmektedir.”
xx xx xx
Resmi yazının meali; Fethiye Atıksu Arıtma Tesisi ihtiyacı karşılamıyor, deşarj edilen atığı temizlemek yerine zaten kirli olan körfezin kirliliğina katkı yapıyor. Tesisin acilen kapasitesinin arttırılması gerekiyor. Kim yapacak? Muğla Büyükşehir Belediyesi... İki kere de uyarılmış!
Hal böyle iken Başkan Gürün çıktı “Kirliliğin nedeni tarım ilaçları” dedi. Şimdi ne diyecek çok merak ediyorum.. Yine de Başkan Gürün'ün yanıltıldığını düşünüyorum. Ki sosyal medyada , “Başkan Gürün'ün 'çevre mühendisi' dahi olmayan MUSKİ Genel Müdürü tarafından yanıltıldığını düşünüyorum. Başkan Gürün herşeyi bilse genel müdüre ne gerek var değil mi? Üstelik bu Genel Müdür lise Mezunu Sağlık Teknisyeni... Vekaleten Genel Müdürlük yapıyor. Vekaleten yapılan iş böyle olur.” demiştim.
Bu sözümün arkasındayım... O gün Ulaşım Daire Başkanı Alper Kolukısa'nın da, İstanbul Büyükşehir'e Daire Başkanı olarak geçtiğini öğrendik. MUSKİ Genel Müdğrü de oraya gönderilebilir. Hatta tüm Daire Başkanları ve Vekaleten Genel Sekreter de... Bir sürü “liyakatsiz”, iş bilmez, kifayetsiz toplanmış... Yeter artık, düşün Başkan Gürün'ün yakasından...
xx xx xx
O gün Muğla'ya gelen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de yanan alanlarda incelemede bulunup, Menteşe-Zeytinköy Mahallesini ziyaret etti. Yangınla mücadele ve yanan alanların ağaçlandırılması ile ilgili bilgiler verdi. Dalaman ve Göcek'te yanan alanlar için Muğlalıları sonbaharda fidan dikmeye davet etti.
Doğrusu ben Pakdemirli'nin Çalış Plajı'nda da inceleme yapar, birşeyler söyler diye ummuştum. Deniz kirliliği bu bakanlığı ilgilendirmiyor, ama ortada “tarım ilaçları” ile ilgili iddialar var. Alg patlamasının nedeni gerçekten tarım ilaçları değilse, “Bu rezalet tarım ilaçlarından kaynaklanmıyor” deyip, “Ancak bakanlık olarak tarım ilaçları ile ilgili çok daha disiplinli hareket etmeliyiz. İlaçlarla ilgili sınırlama, standart getirmemiz gerekiyor. İnsanlar için nasıl reçetesiz ilaç satılmıyorsa, tarım için de reçetesiz satış olmamalı. İl müdürlüğü elemanlarımız reçete yazmalı ve onların kontrolünde uygulama yapılmalı. Bunu başlatıyoruz.” diye açıklama yapmasını beklerdim... Böylece sera ürünlerimiz gümrüklerde takılı kalmazdı...
Turizmde, tarımda, doğal ve tarihi çevrenin korunmasında gelinen noktada “Bu benim sorumluluk alanım değil” deme lüksüne kimse sahip olmamalı...
-----------------------------------
GÜNÜN SÖZÜ: “Hayatta kalabilen en güçlü olan tür değildir, en zeki olandır. Değişime en çok adapte olabilendir.” Charles Robert Darwin.
ÇİVİ
Alper Kolukısa İstanbul Büyükşehir'e “Daire Başkanı” olarak gitmiş. Arkadaşım “Genel Sekreter Hüseyin Daşgın'ı bonus olarak vermemişler?” diye sordu
Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin