Son Dakika
  • Loading
A+ A A-

Resmi İlan

Yazarlarımız



Manşetler

 

özgür1.jpgBu köşenin takipçilerinden sevgili Ali Turbalıoğlu'nu benim gibi “sözünü esirgemez” biri olarak tanıdım. Ve naif... Hafta sonunda (11 Mayıs Cumartesi) yine öyle olduğunu gösterdi... Aynı “kategoriden” sevdiğim bir meslektaşım da yaptı yapacağını. Ankara'da beyzbol sophalı 7 kişinin saldırısına uğrayan meslektaşımız için Muğla'daki gazeteci cemiyetlerinin sessiz kalmasını eleştirdi. Bende yorumuna yorumda bulundum...
Hasan Telli de biraz ağır olmuş, ama facede “.. İlla bir yerlerden icazet almayı mı bekliyorlar?” diye sordu. Ortaca'dan meslektaşımız Ömer Kundakçı altına “Soğukkanlılıklarını koruyorlardır” diye yazdı. Ben de “Severiz sevmeyiz o bir gazeteci” ifadesinde bulunurken, yine bu köşenin takipçilerinden Erdal Şahin de “Severiz sevmeyiz, o bir insan” diye devam etti.
Marmaris'ten meslektaşımız Ali Gündoğan da yorumuyla yardırdı... Tepkisinde haklıydı, ama sözlerini buraya almayacağım. Utanıyorum...
xx xx xx
Muğla'daki gazeteci dernek vecemiyetlerinin sessiz kalmasını eleştiren ilk meslektaşımızın adını vermedim.
Çünkü paylaşımının altında kendisine destekte bulunurken, bir süre sonra o cemiyetlerden birinde yönetim kurulu üyesi olduğu bana anımsatılınca da “Sende yönetimdeymişsin” diye yazdım. Bu yüzden mi bilmiyorum, daha sonra yorumunu sildi...
Yukarıda “Sevdiğim bir meslekdaşım” dedim. Hala da öyle. Bu yüzden adını vermedim.
Peki biz gazeteciler neden böyle olduk? Ne ara bu hale geldik biz...
O cumartesi günü Ali Turbalıoğlu da “Ülkede bir gazeteci dövülüyor, bir kısım gazeteciler ayıplıyor kınıyor, bir kısmıda hiç birşey olmamış gibi suya sabuna dokunmuyor. Arkadaşlar isim önemli değil, dayak yiyen insanın önemli olan mesleği ve hepiniz aynı meslektensiniz; GAZATECİ. Yoksa yanılıyormuyum” diye yazdı...
Turbalıoğlu'nun yorumunun altına “Maalesef o gazeteci Muğla'daki cemiyetlere üye değil” diye espri yapmaya kalktım, “Özcan Özgür üye mi olması gerekiyor, üye olmazsa destek verilmiyor mu abi? Yesin o zaman dayağı, bizlerde koyun gibi izleyelim, sıra bize gelsin diye böyle mi yani abi” diye ağzıma tıktı!
Sonra da “Onu bunu bende pek bilmem sayın abim, ama Akp, MHP, CHP, SADET'i, İYİ, HDP'lisi KARDEŞÇE DOSTÇA yaşamayı beceremezsek sonumuz çok yakın. Zaten bu ekonomik kriz böyle devam ederse tek şansımız var, bir ağacın gövdesinde toplanmazsak kurumuş yaprak gibi ordan oraya savruluruz. Herkes aklını başına toplamalı. Seçim bitti, kırgınlıklar kızgınlıklar bir tarafa bırakılıp bir birimize sarılma, destek olma, inanmak, güvenmek zamanı. Bu ülkede birinin adamı olursan sonu kaçınılmazdır. Doğru bir tane. Eğri zaten belasını bulur diyemiceğim, bu ülkede eğri, yamuk karakterliler itibar görüyor” diye noktaladı.
xx xx xx
Yeniçağ Yazarı Yavuz Selim Demirağ’a yapılan insanlık dışı saldırıya kayıtsız kalmak mümkün değil.
Yazdıklarımın herkesin hoşuna gitmediğini, muhataplarını zaman zaman öfkelendirdiğini, fanatik taraftarlarını kızdırdığını biliyorum. Bazı yazılarımla birilerinin tekerine çomak soktuğumun farkındayım. Benzer bir saldırı bana da yapılabilir. Yakınlarıma zarar verilebilir...
Şimdi bazılarının “Yazma o zaman” dediğini de duyar gibi oluyorum. Bu söz benim yüzüme de söylendi. Ki Yavuz Selim Demirağ'a sevenleri tarafından söyleyenler de olmuştur.
Yazmazsak, konuşmazsak her şey daha mı güzel olacak? Unutmayalım ki bu saldırı sadece Yavuz Selim Demirağ'a yapılmış bir saldırı değil, hepimize, demokrasiye, düşünce özgürlüğüne yapılmış bir saldırıdır.
Herkes senın gibi, benim gibi; bizim gibi, sizin gibi düşünmek, konuşmak zorunda değil...
xx xx xx
Geçen cumartesi günü sosyal medyada yaşanan bu tartışmalardan mı etkilendiler bilmiyorum, Muğla'daki faal 3 cemiyetten Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan benim adını vermek istemediğim meslekdaşımız dahil 10 kişiyi etiketliyerek face hesabından o gece saat 24.00'ten sonra şu paylaşımda bulundu:
“Hür bir gazeteci olmak için mücadele eden gazetecinin, dün evire çevire dövülmesini nasıl yorumlarsınız? Biz yorumlayamadık. 5-6 zorba beyzbol sopalarıyla öldürünceye kadar Yeniçağ Gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ’a saldırdı. Söylenecek söz bulamıyorum. Yapılan saldırıyı kınıyoruz. Konunun takipçisiyiz.Muğla Büyükşehir Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu”
Niyeti namaz olanın kulağı ezanda olur... Takip edilecek bir şey yok. Demokrasi, düşünen insan düşmanı 6 saldırgandan 2'si o gün yakalandı. Öldürülesiye dövülen Demirağ'ın durumu tedavi gördüğü GATA'da iyiye gidiyor...
Önceki gün saat 15.00 sıralarında da Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut, “Muğla Gazeteciler Cemiyeti olarak Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Yavuz Selim Demirağ ile Anadolu Ajansı Bayburt Muhabiri Abdulkadir Nişancı'ya geçmiş olsun mesajlarını kendileri ve kurumlarına ilettik” diye açıklama yaptı.
xx xx xx
Daha yeni 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Gününü kutlamıştık. Demokrasi katilleri nasılsa o güne denk getirmemişler... Bu yazıyı kaleme alırken, o gün “Bizim cemiyet başkanları ne mesaj vermişler” diye face hesaplarına baktım. Sadece Cem Kaytan “Tüm meslektaşlarımın 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününü kutluyoruz. Muğla Büyükşehir Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu” diye paylaşımda bulunmuş. Zahmet etmiş!
Hazır buna bakmışken, Ekrem Orhan arkadaşımız ile ilgili bir şey demişler mi diye de baktım.
Şükürler olsun, sadece O olsa da Cem Kaytan “Muğla’daki spor dünyasının duayeni olan sevgili Ekrem abimiz, geçirmiş olduğu rahatsızlık sonucu Antalya Medstar Hastanesi yoğun bakım ünitesinde uyutulmakta. İnşallah bunu da atlatacaksın Ekrem abi, dualarımız seninle.” diye mesaj vermiş.
Tabi ben hüsrana uğradım. Kendi kendime bu kadar mı dedim...
xx xx xx
Ekrem Orhan cemiyetlerden hangisinin üyesi bilmiyorum, ama Muğla'nın tek spor gazetecisi, tek spor yazarı... Artık spor yazarı, spor gazetecisi değil, gazeteci yetişmiyor... Çok üzüldüm. Üzgünüm...
Bir de Muğla spor camiasına baktım.
Muğlaspor Başkanı Erol Kapiz face hesabından 5 Mayıs'ta “Ekrem abicim bu hafta çok kötü haberlerle geçti ne olur sen sevindir bizi dualarımız seninle??” diye mesaj verirken, kulübün eski başkanlarından Haluk Beyimoğlu da “İnşallah atlatırsın koca yürekli adam #ekremorhan” demiş.
ASKF (Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu) Başkanı Mehmet Top bir şey dememiş.
Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği Genel Sekreteri ve Muğla Şube Başkanı Alaaddin Naganlu ise “Muğla spor basınında özel bir yeri olan gazeteci Ekrem Orhan'ın evinde geçirdiği bir kaza sonucu Muğla hastanelerinde yoğun bakımda yer olmadığı için Antalya'da yoğun bakıma alındığını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Ekrem Orhan'a geçmiş olsun dileklerimi iletir, bir an önce sağlığına kavuşmasını temenni ederim.” şeklinde paylaşımda bulunmuş.
İşte budur... İşte bu yüzden Cem Kaytan arkadaşımızın paylaşımı karşısında kendi kendime “bu kadar mı dedim...” ifadesini kullandım...
xx xx xx
MSKÜ Tıp Fakültesi Eğitim Araştırma Hastanesi açılırken “Muğla Devlet Hastanesi'ne gerek yok diyenlerin kulakları çınlasın... O günlerde “Artık hastalar tek kişilik odalarda tedavi görecek” diye hava atanların kulakları çınlasın... Eserinizle övünün..
İl Sağlık Müdürlüğü hala eksiklerinizi gidermekle, hastaneyi kullanışlı hale getirmekle meşgul... Sizler de hala Devlet Hastanesi'ni engelleyebilme derdindesiniz... Sizi şu mübarek ayda Allah'a havale ediyorum...
Siz kulüp başkanlarımız ile başta MUTSO olmak üzere Tabipler Odası dışındaki meslek odalarımızı; meslektaşlarımı, mesleğimizin sözümona örgütlerini nereye havale edeyim... Biz “Devlet hastanesi açılsın” diye yazarken, il merkezindeki meslektaşlarımızın bazıları sadece güldüler, çoğuda kayıtsız kaldılar...
O yüzde Ekrem kardeşimizin başına gelen üzücü olayda gazetecilerin görmesi gerekeni gördüğü; soruna parmak bastığı için Alaaddin Naganlu hocama teşekkür ediyorum...
Ekrem kardeşimiz Muğla'dan Antalya'ya sevk edilirken, gazetelerimiz, gazetecilerimiz “Muğla'da Yoğun Bakım Yok” diye başlık atmalılardı... Şu anda Ekrem Orhan'ın yerinde herhangi birimiz olabilirdi...
Biz böyle devam edelim, nasılsa bizi daha çok döven çıkar...
Ekrem Orhan'ın Allah yardımcısı olsun, şu mübarek ayda sevenlerine bağışlasın...
------------------------------
GÜNÜN SÖZÜ: Dünya; kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir. (Alıntı)
ÇİVİ
Bodrum'da hafta sonunda yapılan “Marka Kent Bodrum Kültür, Sanat-Turizm Etkinlikleri ve Ödül Töreni”ne ünlü yağarken, Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras ile Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün'ün katılmaması tepkilere neden olmuş. Arkadaşım, “Banu Alkan Başkan Aras'ı affetmiş, ama Başkan Gürün'ü affetmemiş” dedi.
Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

fb-btn.pngtwt-btn.pngrss-btn.png

google-btn.pngyb-btn.pnginst-btn.png

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

DMCA.com Protection Status
Sayfada sorun olması durumunda,
Lütfen CTRL + F5 ile sayfayı yenileyin